Dans+1 by Hilton Bomonti dans grubu sahnede.
Dans+1 by Hilton Bomonti dans grubu sahnede.
Hilton İstanbul Bomonti’de nöro-çeşitlilik alanında yürüttüğünüz çalışmalardan bahseder misiniz?
Hilton İstanbul Bomonti olarak, Türkiye Down Sendromu Derneği ile iş birliği içinde sürdürülebilir, erişilebilir ve kapsayıcı bir çalışma kültürü inşa etmeye odaklanıyoruz. Otelimizde 3 Down sendromlu ekip üyemiz istihdam edilmekte ve bu kişilere bireyselleştirilmiş destek, mentorluk ve esnek çalışma koşulları sunulmaktadır. Kardeş otellerimize, 6 Down sendromlu ekip üyesi yerleştirdik ve hedefimiz 9 otele daha yerleşim yapmak.
Ayrıca 14 Down sendromlu gençten oluşan Dans+1 by Hilton Bomonti dans grubunun kurucusu ve resmi sponsoruyuz. Bu sanat temelli program, bireylerin özgüven kazanmasını ve toplumsal görünürlüklerini artırmayı hedefliyor.
Hilton İstanbul Bomonti Sürdürülebilirlik ve Sosyal Sorumluluk Müdürü Eda Katalan
Bu yolculuk nasıl başladı? Sizi bu konuda harekete geçiren bir içgörü, ihtiyaç ya da ilham verici bir deneyim oldu mu?
Bu yolculuk, otelimizin açılış yılı olan 2014’te Türkiye Down Sendromu Derneği ile kurduğumuz bağla başladı. Turizm sektörünün kapsayıcılık açısından sunabileceği olanakları gördük ve bu potansiyeli, istihdamda eşitlik ve sosyal faydaya dönüştürmeyi amaçladık. İlk temasımızda, bireylerin güçlü yönlerini keşfetme yolculuğuna tanıklık etmemiz bizler için ilham vericiydi.
Dans+1 by Hilton Bomonti dans grubu.
Sizi en çok gururlandıran ya da dönüştüren uygulamanız hangisi oldu? Bu uygulamanın kurumunuza ve insanlara nasıl bir etkisi oldu?
Bizi en çok gururlandıran uygulama, hem istihdam hem de sanatla sosyal katılım alanında yürüttüğümüz Dans+1 by Hilton Bomonti projesi oldu. Bu program sadece katılımcılar için değil, aynı zamanda ekip üyelerimiz ve misafirlerimiz için de dönüştürücü bir deneyime dönüştü. Toplumsal önyargıların kırılmasına, farklılıklara saygının artmasına ve çalışma arkadaşlarımız arasında derin bir empati kültürünün oluşmasına katkı sağladı.
Bu süreçte karşılaştığınız en önemli zorluk neydi? Nasıl aştınız ve neler öğrendiniz?
En büyük zorluklardan biri, işe alım öncesinde ve sonrasında toplumda ve iş çevresinde var olan önyargıları kırmak oldu. Bu durumu, kapsamlı farkındalık eğitimleri ve çalışanlar arası sosyal etkileşimlerle aştık. Ayrıca ulaşım, iş tanımları ve destek süreçlerinin bireyselleştirilmesinin ne kadar kritik olduğunu öğrendik. Bu süreç, bize kapsayıcılığın standart prosedürlerle değil, bireye göre şekillenen çözümlerle mümkün olduğunu gösterdi.
Çalışmalarınız sırasında sizi en çok etkileyen bireysel bir deneyim ya da geri bildirim ne oldu?
Çalışanımız Robert Cem Osborn’un, iş hayatındaki deneyimlerini paylaşmak üzere Birleşmiş Milletler’e davet edilmesi hepimiz için gurur verici bir an oldu. Robert, “Farklılıklarımızla güzeliz” diyerek iş yerinde çeşitliliğin önemini küresel bir platformda anlattı. Aynı şekilde, İzzetcan’ın her sabah üç araç değiştirerek işe gelmesi, bize azmin, bağlılığın ve toplumsal katkının ne denli güçlü olabileceğini gösterdi.
Hayata +1 değer katmak isteyen şirketlere ne önerirsiniz? Nereden başlanmalı, nelere dikkat edilmeli?
İlk adımı atmak isteyen kurumlara önerimiz şu olur: Dinleyin, birlikte tasarlayın, bireye göre destekleyin. Bu alana girmek için mükemmel bir planınız olmasına gerek yok; önemli olan samimi bir niyet, esnek bir yapı ve sürekli öğrenmeye açık bir ekip. En büyük farkı küçük dokunuşlarla yaratabilirsiniz: esnek saatler, mentorluk, görünürlük ve anlamlı roller.